Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

(Deveyi) bağla ve tevekkül et.

...Hadisler...

Kan, insan vücudunda bir gün boyunca yaklaşık 19.000 km yol kat eder...

...İlginç Bilgiler...

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

22 Eylül 2014
Pazartesi
İyi Sabahlar

Toplam Konu Sayısı:17121
Editör Sayısı:2

Fadiş Romanının özeti 2


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

Yazarı: GÜLTEN DAYIOĞLU

Çocuk öyküleri ve çocuk romanları üzerine bir çok eser meydana getiren ve bu alanda çokça ödül alan Gülten Dayıoğlu’nun tipik romanlarından biridir Fadiş.

Romanda; savaş sonrasında her şeyini kaybeden bir ailenin karşılaştığı kötü ve zor yaşam koşullarını anlatıldığı; hayattan kısa bir kesitin bahsedildiği, konusu ele alınmıştır. Dünyada çok kötü insanlara karşılık; iyi insanların zor yaşam koşullarıyla mücadelesi ana fikri etrafında kurgulanmış bir romandır.

Kurtuluş Savaşı yılları. Yunanlılar geçtikleri her yeri yerle bir edip, taş üstünde taş bırakmıyorlar. Bu yerlerden biri de Toroslu Kasabası’dır. Kasaba sakinlerinden Naciye Kadın; çok varlıklı bir ailenin hanımı. Önce kocasını, savaşta da oğlunu kaybedince, kızı Cemile ile yalnız kalır. Asil ve zengin ailenin kızı olduğu için tarlaları, bağ-bahçeleri ekip dikemez. Onları bir bir satarak geçimini sağlar. Fakat atalarımız boşuna dememiş “Hazıra dağ dayanmaz.” diye. Nitekim savaştan uzun yıllar sonra satacak bir şeyi kalmaz ve kızı Cemile başkalarının işini görerek geçimini sağlar.

Vaktiyle bu küçük kasabaya Kâmil Bey adında bir terzi yerleşir ve bu kasabada evlenmek istediğini söyler. Neticede Cemile ile evlenmeyi kabul eder ama Cemile’nin tek şartıyla: “Anneme de bakacaksın!” .

İlk başlarda Kâmil Bey sözüne sadık kalır. Fakat her şeyden çabuk bıkan bir yaratılışa sahiptir. Gün gelir evin ihtiyaçlarını karşılamaz, kasabadan iş için deyip 3-4 aylık gezilere gider. Bu gezi dönüşünün birinde bir kızının olduğunu; adının da Fadiş konulduğunu duyar hem de sevinir. Lâkin bu hal uzun sürmez. Yine bir gün “iş için’’ deyip 6 ay sonra döner. Cemile’ye; şehirde yaşamak istediğini, annesini bırakıp onunla gelmesini söyler. Ret cevabıyla birlikte şehre gider ve iki kadın bir çocuk tek başlarına kalırlar.

Hayatta hiç kıtlık çekmemiş, hep bolluk içinde yaşayan bu iki kadın, beş parasız ve kimsesiz kalınca hayatın tüm zorluğu Cemile’nin omuzlarına biner. Çünkü Naciye Kadın zaten yaşlıdır. Üstelik bu acıklı duruma daha fazla dayanamaz ve yataklara düşer. Bir müddet sonra Naciye Kadın ölür. Böylece Cemile, 3 yaşındaki kızı ile parasız, pulsuz ve daha önemlisi kimsesiz, hayatın tüm yükünü omuzlarına alır.

Cemile çaresizce Kâmil Bey’in yanına gider. Fakat nafile. Kâmil Bey şehirde başka kadınla yaşıyor. Ona kızar, Fadiş’i elinden alır ve Cemileyi kovar. Fadiş’i üvey annesi hiç kabul etmez. Zaten Kâmil Bey bunu biliyordur. Lâkin Cemile’yi bu şekilde tehdit ederek yakasından atmaya çalışır. Cemile bu tehdidi dikkate alır ve Fadiş’i kaptığı gibi –Kâmil Bey’i tedirgin etmemek şartı ile- hemşerilerine sığınır. Hemşerisinin komşusu Maden Mühendisi Gâlip Bey, Cemile’ye İstanbul’dan iş ayarlar. İşveren Gâlip Bey’in doktor abisi. İyi bir karısının ve Aydın adında küçük bir çocuğunun olduğunu söylüyor. Cemile Fadiş’i yanına alarak İstanbul’a gider. Gider ki ne gitsin. Gâlip Bey’in doktor abisi iyi bir insan doğru fakat karısı tam bir cadı. Aydın adındaki küçük, şımarık çocuk da Fadiş’i her fırsatta hırpalıyor.

Cemile burada fazla barınamaz. Hemşerilerinden birinin yardımıyla, Saime Hanım adlı bir yaşlı kadına hizmetçilik etmeye başlar. Saime Hanım; gün görmüş, güler yüzlü, iyi bir insandır. Saime Hanım, Fadiş’i şok sever, onunla birebir ilgilenir. Cemile, tam mutluluğu yakaladığını düşünürken bir gün Kamil Bey çıkıp gelir. Adresi hemşerilerinden almıştır. Barışmak istediğini ve onları tekrar Akkale’ye götüreceğini söyler. Orada ev kiraladığını, işlerinin düzeldiğini o kadar içtenlikle anlatır ki Cemile buna kolaylıkla inanır.

Kamil Bey, bir sabah Fadiş’i çarşıya çıkarıp bir şeyler alacağını, bu arada kendisinin de hazırlanmasını Cemile’ye söyler. Saat akşamın dokuzu olmuştur. Fakat Fadiş’ten ve babasından bir haber gelmemiştir. Kamil Bey planını iyi yapmıştır. Evlenmek istediği kadın ısrarla boşanmasını istiyor; aksi halde onunla evlenmeyeceğini söylüyor.

Kamil Bey’de Cemile’nin boşanmaya yanaşmaması üzerine Fadiş’i kaçırıyor ve boşanmak için gerekli evrakları cemileye postalıyor. Boşanma konusunda cemilede kendince haklıdır. Ona göre boşanan kadınlara iyi gözle bakmazlar. Cemile bu evrakları alır almaz Saime Hanımın ısrarına rağmen Akkale’nin yolunu tutar. Bu arada Kamil Beyi boşanması için İstanbul’a gönderen kadın Fadiş’i karşısında görünce deliye döner. Fakat sinsi Kamil Bey buna da bir çare düşünmüştür. Yakınlardaki Gökpınar Kasabasında zengin bir teyze oğlu vardır ve bunların çocuğu da olmuyor. Birkaç kez Fadiş’i istemiştir. Kamil Bey hemen Fadiş!i alır ve Gökpınar’a götürür.

Cemile Akkaledeki dükkana geldiğinde Kamil Beyin yerinde yerler estiğini görür. Nereye gittiğini de bilen yoktur. Tesadüfen Kamil Beyin kardeşi Hamdi Beyle karşılaşır. Hamdi bey çok iyi bir iyi bir insan. Abisinin yaptıklarından utanan hatta tiksinen biridir. Cemileye yardımcı olarak Fadiş’in Gökpınarda Sami Beyde olduğunu söyler. Cemile vakit kaybetmeden Gökpınara gider. Fadiş’ i görmeden Sami beylerle pazarlığa başlar. Sami Beye göre Fadiş’ in iyi yetişip okuması lazım. Nitekim Sami Beyin çocuğu yoktur ve zengindir. Fadiş’e bakabileceğini ısrarla belirtir. Bu fikir Fadiş’ in hasretinden deliye dönen Cemileye mantıklı gelir. Kendi kendine ‘bağrıma taş basarım. ‘ der.

Lakin akşam olup da Fadiş’ in yüzünü görünce şok olur ve karardan vazgeçer. Çünkü Fadiş’ in gözü morarmış, yüzü kızarmış ve kolları da yaralanmıştır. Evin hanımı Gülsüm Hanım, sürahiyi kırınca Fadiş’i dövmüş ve büyükanne de hızlı çalışmadığı için Fadiş’in kollarını ısırmıştır. Cemile kavga ve gürültüylede olsa Fadiş’ i alır ve Toroslu Kasabasını yolunu tutar. Niyeti, kendi kasabasındaki akrabalara aylık para vermek şartıyla, Fadiş’i omlara bırakacak kendiside İstanbul’a gidip çalışacaktı. Çünkü o artık biliyordu ki çocuklu hizmetçilere İstanbul’da iş yok. Eski işi olan Saime Hanımın evinde de başka biri işe başlamıştır.

Cemilenin köyündeki bütün akrabaları sudan bahaneyle Fadiş’e bakamayacaklarını söylerler. Yalnız hiç akraba bile olmayan, güler yüzlü, köyde sevilip sayılan, bir odalı odasında yalınız yaşayan Hafize Nine Fadiş’ i kabul eder. Fadiş Hafize nineyi çok sever, önüne ne verilirse yadırgamadan yer, sokağa çıkar, oyun oynar. Akşamları da ninesinden masal dinleyerek uykuya dalıyor. Bu arada annesi ihmal etmeden har ay para gönderiyor, hatta kışın ağır geçmesi sebebiyle fazla fazla para yolluyordu.

Günler böyle geçerken Kamil Bey tekrar ortaya çıkar ve Hafize ninenin huzurunu bozar. Fadiş kullanarak deste deste para kazandığını, kuru ekmekle karnını doyurduğunu gibi ahlaksız sözlerle her fırsatta Hafize nineyi üzer. Sonraki günlerde bunlara hediyeler alarak gönüllerini almaya çalışır. Cemileye de mektuplar yazarak, onca iyiliklere rağmen kızını kendisine gösterilmediğini söyler. Cemile yufka yüreklidir. Çabuk kanar, nineye mektup yazarak kızını arada bir Kamil Beye gösterilmesini ister. Kamil Bey kaleyi içten fetih ederek amacına ulaşmıştır.

Bir gün Fadiş ile birlikte gezmeye çıkmak istediğini söyler. Hafize nine olmaz demeye utanır. Çünkü onca hediyeler alıyordu. Kamil Beyle Fadiş bir daha da dönmez. Annesini barışmaya kabul etmediğini, ev hazırladığım halde geri gelmediğini söyleyerek Fadiş’ i kandırır. Lakin amacı yine bellidir. Fadiş aracılığıyla Cemile’yi boşanmaya ikna etmek. Çevresindeki herkese ‘’Cemile boşanmadan kızı göstermeyeceğini söylüyordu’. Ağlayarak, zorlada olsa Fadiş’i, Hamdi bey kardeşinin yaşadığı yere Tanardı’na götürür. Burada bir oda tutar. Fadiş akşama kadar sokakta aç susuz oyalanır, amcasıgile gider.

Akşamleyin de sadece uyumak için babasının yanına gider ve bir müddet böyle devam eder. Zaten babasını hiç sevmiyordu. Arada bir dayakta yiyor.

Kamil Bey bir zaman sonra kaybolur. Fadiş de Kamil Beyin üzerine kalır. Durumu Cemileye yazarlar, fakat Cemilenin de yapacağı fazla bir şey yok. Zira kış ayı olduğundan yanına imkanı yok götüremez. Yaz ayı olsa belki birkaç aylığına yanına alabilir. Hafize Ninede ölmüştür. artık mecburen Hamdi beylere parasını vermek şartıyla geçici bir süre, daha doğrusu Fadiş’ e bakmayı kabul edebilecek bir yer bulana kadar Fadiş amcalarında kalır.

Hamdi beyin hanımı Fatma kadın huysuz ve her fırsatta kavga çıkaran bir tip tir. O aralar yeni bir çocukları olmuştur. Fakat Fadiş’ in onca isteğine rağmen çocuğa hiç yaklaştırmazlar. Fadiş sokaklarda aç susuz, kir içinde, saçları keçe gibi dolaşır durur. Fatma kadın her gün Fadiş’ i horluyor, hatta daha da ileriye giderek ev işlerini gördürüyor. Soğuk kış günlerinde her sabah erkenden çocuğun bezlerini çeşmeye götürüp yıkayan Fadiş ağır hastalıklar geçirir. Fatma kadın, Fadiş’ i sabah erkenden yıkamaya gönderir. Çünkü kimsenin görmemesini istemektedir.

Hamdi Beyin bile bu durumdan haberi yoktur. Hamdi Bey huzursuzluğun farkındadır. Fakat gerek yeğenine olan acıma duygusundan gerekse Fadiş’ e gelen paralar hep sabretmeyi gerektirir. Köy yerinde hem de kış ayında her ay ele nakit para geçmesi fena sayılmaz tabi. Üstelik hiçbir masrafı da yok. Önüne ne verirsen onu yiyip kalkar. O sene okul çağı geldiği halde okula bile gönderilmez Fadiş.

Günler böyle geçerken, Fadiş çocuk sevme konusunda daha fazla dayanamaz ve yasak olduğu halde çocuğu kucağına alır ve sever. Tabi çocuk bu arada ağlıyor. İşte tam bu sırada Fatma kadın içeriye girer. Hem de öyle bir hışımla girer ki Fadiş’ i tuttuğu gibi dışarı atar. Bu bardağı taşıran son damla olmuştur. Derhal Cemileye mektup yazarlar ve çocuğu almasını söylerler. Cemile ise perişan. Kış günü Fadiş’ i yanına getirse biliyordu ki çocuklu hizmetçiye iş yok. Köye gelse nasıl geçinecek. Bu arada dört değişik kişilere mektup yazar. Bunların üçünden ret çıkar.

Son mektup büyük bir umut ışığıyla beklenir. Nitekim öylede olur. Son mektup Örenköydeki Zehra kadındandır. Cemile için çok üzüldüğünü, Fadiş’ e bakabileceğini söyler. Cemile mutluluktan uçuyordur. Aynı şekilde Fadiş’ i kovan Fatma kadında. Fadiş’ in gidişine köylü hem çok sevinir hem de üzülür. Sevinirler çünkü Fadiş o evden kurtuluyor. Tabi Fadiş gibi terbiyeli, çocuklarla hiç kavga etmeyen, yaşlı genç demeden herkesin ufak tefek işlerine koşan bir çocuğun gidişine üzülüyorlar.

Zehra Kadın; cemilenin genç yaşta ölen teyzesinin kızıdır. Annesi çok genç yaşta öldüğü için Zehra Kadını, Cemilenin annesi Naciye Kadın büyütmüştür. Zehra kadın türlü diller dökerek kocası Bekir Efendiyi ikna etmeyi başarır. Ayrıca 8 yaşındaki oğlu Hasana sıkı sıkı tembihler, Fadiş konusunda uyarır. Böylelikle bir nebze de olsa borcunu ödemeye çalışır.

Fadiş’ i kasabaya pazarcılık yapmaya gelen Ali Kadir adında biriyle Örenköy’e yollarlar. Ali Kadir; yanık tenli, buruşuk yüzlü iyi bir insandır. 6 saatlik zor ve tehlikeli yolculuktan sonra ören köye giderler.

Kendini bildi bileli bir yerlerden bir yerlere göç eden Fadiş yeni yuvasına bin bir korku ve endişeyle gelir. Geldiği yerlerde ki sahipleri ne kadar kötü olursa olsun Fadiş için yeni bir yuvaya gitmek oldukça zordur. Bu durumu yazarda güzel izah etmiştir. ’’Fadiş’in içi hop etti. Yolculuk hiç bitmeseydi diye düşündü. Bilmediği bir eve, tanımadığı insanların arasına girecekti. Bu düşünceyle içine ağır bir soğukluk yayıldı…’’s(86)

Fadiş’ in yaşı daha 7 civarı olsa da yaşadığı olaylar, tecrübeler, onun yaşının oldukça üzerindeydi. Daha annesine doya doya sarılamadan, onun koynunda, onun kokusuyla uyuyamadan, ellerin evinde, köşelerde hep 2. planda kalmaya alışmıştır. O, bu durumdan hiç şikayetçi değildir. Çünkü öyle olması gerektiğinin farkındadır.

Fadiş yeni yuvasına oldukça sıkıntılı gelse de, beklide şimdiye kadar ki kaldığı yerlerin en iyisidir. Bekir Ağa adaletli, vicdanlı, çok iyi bir ev reisidir. Zehra Kadında çok iyidir. Eh ne demişler ’’ Teyze kızı ana yarısıdır. ’’ Fadiş’ in temizliğine dikkat ediyor, giydiriyor, yediriyor, içiriyor. Yani en azından Cemileden gelen paranın ve öte berinin hakkını vermeye çalışıyor. Hasana gelince, O, ilk zamanlar bu işi biraz yadırgıyor. ‘’Sokakta benim yanıma gelmesin. Benim arkadaşlarımla oynamasın …’’s(77) gibi çıkışlar yapsa da Zehra Kadının zekice öğütleri karşısında geri adım atamak zorunda kalır. O öğütlerden bir tanesi: ‘‘O kızın yerinde sen olsaydın, senin ananla baban birbirinden ayrılsaydı ve sen bir hısımın yanında bırakılsaydın, orada sana kötü davransaydılar ne yapardın?’’s(77)

Fadiş akıllı, zeki ve çalışkan bir kızdır. Hayatta her türlü yaşam koşullarına ayak uydurması gerektiğini iyice öğrenmiştir. Nitekim Örenköy halkı da Fadiş’ i çok sever, bağrına basarlar. Fadiş ev işlerinde Zehra teyzesine yardım ediyor. Çeşmeden su getiriyor, harman yerine ekmek götürüyor. Kısacası elinden gelebilecek hiçbir işten sakınmıyor. Kısa sürede köyde; Feten, Habibe, Hatice, Şerife adlı arkadaşları olur. Hatta Hasan’ın arkadaşlarından Hamza ile de arası iyiydi.

Anne ve baba şefkatinden mahrum olan Fadiş’ in en ağrına giden konulardan biride okuma yazma bilmemesidir. Hasan bunu iyi kullanarak her fırsatta Fadiş’ i kıskandırır.

Günler bir bir geçerken Fadiş bazen Hasandan dayak yer, bazen barışırlar. Genelde iyi günlerde bir birini kıskandırmaya çalışırlar. Sonuçta Fadiş tokat yer ve zararlı çıkar. Ama bu iki çocuk kötü günlerinde hep bir birin destek olurlar. Hasan Fadiş’ in üzerine fazla gidemez. Çünkü Bekir Ağa anında hasanı cezalandırır.

Cemilenin mektubuyla birlikte Fadiş’ i okula yazarlar. Birinci sınıfı bitiren Fadiş annesine mektup bile yazar. Yaz tatili olunca Hasan ile birlikte Aymazoğlundan ortaklığa alınan bahçeye gider, akşama kadar burada oyalanırlar. Yan taraftaki değirmenci Adam Ahmet ile de iyi geçinerek gününü gün ediyorlar. Adam Ahmet 50 yıllık değirmencidir.

Uzaktan suratsız, huysuz görünse de, kimse onu sevmese de aslında iyi bir adamdır. Nitekim ilk defa hasanla Fadiş’ i değirmenine almış ve onlarla dost olmuştur.

Cemile Fadiş’ in hasretiyle yanıp tutuşuyordur. Yaz boyunca Fadiş’ i nasıl yanına alabileceğini düşünüp, uğraşmıştır. Bu yoğun çaba sonuç verir. Hizmetçiliğini yaptığı konağın sahibi Naci Paşa Cemileye acıyarak Fadiş’ e bir yatılı okul ayarlar. Derhal mektup yazar ve Fadiş‘i ister.

Fadiş annesine kavuşmanın hasretiyle kavrulurken bu habere çok sevinir lakin Örenköyden ayrılmak o kadar da kolay olmayacaktır. Düzen kurduğu her yerden ayrılmak zorunda kalan Fadiş’ in boynu büküktür. Ama annesine kavuşma hayali ve en azından sürekli kalacağı bir yatılı okulu düşündükçe bir nebze üzüntüsü azalıyor. Fadiş, göz yaşları arasında törenle şehre uğurlanır. 

Kitaplar>>Roman Özetleri
05.02.2012 07:42
2847 Okunma

Gönderen:mevo

-->  29.10.2013 08:39

 kahramanları kimler?    


Gönderen:ezgi

-->  14.01.2013 18:17

 bence şahane yapmışlar performansımı iyi bir şekilde yaptım




Bilgi Paylaşım Sitesi 2011