Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

“Kıyamet günü mîzana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır.”

...Hadisler...

Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.

...İlginç Bilgiler...

Bencilin hakiki dostu olmadığı gibi vicdani huzuru da yoktur.

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

19 Ekim 2017
Perşembe
İyi Akşamlar

Toplam Konu Sayısı:17336
Editör Sayısı:2

Şaka Da Olsa Yalan Söylemeyin

İlmin afeti unutmaktır.

Temizlik imanın yarısıdır.

(Deveyi) bağla ve tevekkül et.

Oruç tutun, sıhhat bulun.

Namaz dinin direğidir.

Helal peşinde koşmak cihaddır.

Güzel söz sadakadır.

“Hayırlı bir işe vesile olan, onu yapan gibidir.”

Tebessüm etmek sadakadır.

İbadetin efdali devamlı olanıdır.

Dua müminin silahıdır.

“Çok gülmeyiniz! Zira çok gülmek kalbi öldürür. "

“Mü’minin şeref ve itibarı, gecelerini ibadetle geçirmesinde; izzet ve haysiyeti de, gönül tokluğu içinde bulunup insanlara el açmamasındadır.”

Akıllı kimse, sürekli kendi nefsini sorgulayan ve durmadan ölüm ötesi hayat için çabalayandır. Nefsini hevâsının peşinde koşturan ve buna rağmen Allah Teâlâ’dan beklentileri olan kimseye gelince o zavallının tekidir.

“Kıyamet günü mîzana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır.”

“Aklın gereği, Allah’a imandan sonra, O’nun için sevmek, sevilmek ve insanlarla dost geçinmektir.”

“Ey İnsanlar! Selamı aranızda yaygın hale getirin.. Sofranız herkese açık olsun, çokça ikram edin.. sıla-ı rahimde de kusur etmeyin.. bir de insanların uykuya daldıkları anlarda, gecelerin karanlığını namazla delin.. böylece selametle Cennet’e girin!.”

“ Mümin, aldansa da aldatmayı asla düşünmeyen ve şartlar ne olursa olsun her zaman kendi karakterini sergileyen bir asil; fâcir ise, türlü türlü ayak oyunlarına teşebbüs etmekten hiçbir zaman sıkılmayan seviyesiz bir zelildir.”

Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin. Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın. Dilediğin gibi davran, lâkin şu da her zaman hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.

Dünyaya gönülde yer vermemek hem kalbi rahatlatır hem de bedeni. Ona perestiş etmek ise sadece tasa ve hüznü artırır. Gayr-ı ciddi ve laubali olmaya gelince, o, kalbi katılaştırmaktan başka hiçbir işe yaramaz.

“Hakiki saadet ve gerçek bahtiyarlık, Rabbine karşı halis kulluğunda her an biraz daha derinleşerek adım adım rıza-yı ilâhiye yürüyen bir insanın bu hal üzere çok uzun bir ömür sürmesidir.”

“Zekatını vermek suretiyle mallarınızı koruyup takviye edin.. hastalarınızın tedavisinde sadakanın belaları defediciliğini de değerlendirin.. bela ve musibetlere karşı da her zaman Allah’a duaya yönelin!”

“Zekatını vermek suretiyle mallarınızı koruyup takviye edin.. hastalarınızın tedavisinde sadakanın belaları defediciliğini de değerlendirin.. bela ve musibetlere karşı da her zaman Allah’a duaya yönelin!”

“Su nasıl ateşi söndürüyorsa sadaka da hataları öyle siler süpürür.”

“Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet say: İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin, hastalıktan evvel sıhhatin, fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın, meşguliyetten evvel boş zamanın ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil, bunları güzel değerlendir!”

Doğrudan ya da dolaylı olarak Cenab-ı Hakk'ı hatırlatmayan lüzumsuz bütün duygu, düşünce ve fiilleri terketmesi, kişinin İslam'ı bilmesinin ve gereklerini yerine getirmesinin mükemmelliğindendir.

"Nerede bulunursan bulun, Allah’tan kork ve hep takva duygusu içinde ol! Bir günaha düşmüşsen, arkasından hemen bir iyilik yap ki, o günahı siliversin. İnsanlarla olan muamelelerinde de güzel ahlâktan hiç ayrılma!"

“Dünya gurbetinde olduğunu unutma ve hep bir garip gibi davran ya da bir yolcu gibi yaşa.. Asıl ve ebedî vatanına gideceğine öylesine inan ki, ölmeden önce ölmüş ol ve kendini kabir ehlinden say!”

Bedende başın yeri ne ise, dinde namazın yeri de odur.

“İnsanların en kerimi olmak isteyen Allah’a karşı takva duygusuyla dopdolu olsun.. en kuvvetli olmayı dileyen Allah’ın havl ve kuvvetine sığınıp O’na mütevekkil bulunsun.. ve her kim de insanların en zengini olmayı murad ederse kendi elindekinden çok Allah’ın bitip tükenmeyen hazinelerine güvensin.”

Kim bir mümin kardeşinin dünyaya ait bir sıkıntısını giderirse, Cenab-ı Allah da onun ahirete ait bir sıkıntısını giderir.

Yine kim iman sahibi bir kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah ü Zü’l-Cemâl de onun ihtiyacını giderir. Kim de inanmış bir kardeşinin herhangi bir kusurunu gizlerse, Settar olan Yüce Allah da dünya ve ahirette onun ayıplarını örter.

Unutulmasın ki- kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımındadır

Sırf ahiret mülahazasıyla yapılması gereken bir işte dünyevî beklentilere giren kimsenin ötede o amelle elde edebileceği hiçbir kazanç yoktur.

İçine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranan bir insan diliyle istiğfar etmese de affolunur.

İnsanın izzeti inancını hayatına yansıtmasında, kişiliği aklını hep hayra kanalize etmesinde, şeref ve asaleti de ahlakını güzelleştirmesindedir.

Kim Allah’a kavuşma arzusu içinde olursa Allah (azze ve celle) de –Zat-ı Ecell-i A’lâsına yakışır şekilde– ona kavuşmayı ister; kim de Allah’a vuslat özlemi içinde bulunmazsa Cenab-ı Allah da onunla karşılaşmayı istemez.

Sahip olduğunuz imkanlar açısından durumu sizden daha iyi olanlara değil, daha fenâ durumda bulunanlara bakın. Zira bu Allah’ın nimetlerini hafife almamanız için en uygun yoldur.

Yalnız kaldığında kendisini Rabbine isyan etmekten alıkoyacak kadar takvası olmayan bir kimsenin yapacağı amellerin Allah nezdinde ne kıymeti olabilir ki?!.

Çok konuşanın çok kusuru, çok kusuru olanın da çok günahı olur. Günahları çok olanın da –tevbe ve istiğfarla onları temizlemediği takdirde– hakkı ateştir. Onun için kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hep hayır konuşsun ya da sussun!..

Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin veya sussun! Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa komşusuna izzet ü ikramda bulunsun! Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa misafirine ikramda kusur etmesin!

Hakikî mücahid, yegâne galip ve azametiyle başdöndüren Allah’a itaat hususunda sürekli nefsiyle yaka-paça olan insandır.

İnsanların çoğunun kıymetini bilemedikleri ve aldandıkları iki nimet vardır ki, bunlar, sıhhat ve boş vakittir.

İki göz vardır ki, Cehennem ateşi onlara dokun(a)maz: Birisi Cenâb-ı Allah’a duyduğu saygı ve haşyetten dolayı hep ağlayan Hak erinin,diğeri de Allah yolunda nöbet tutan yiğidin gözleridir.

Kendisi için bir hayır kapısı açılan kimse onu bir fırsat bilip değerlendirme konusunda acele etsin! Zira, o kapının ne zaman kapanacağı belli olmaz.

Cennetin en güzel yerini isteyen kimse cemaate sımsıkı sarılsın!

Dünyada iki dili olanın (bir öyle bir böyle konuşanın) ahirette de ateşten iki dili olur.

Üç şey vardır insanı helake sürükler; İnsanın helakine sebep olan üç şeyden ilki artık karakter haline gelmiş cimrilik, ikincisi hep peşinde koşulan heva ve heves, üçüncüsü de kişinin kendini beğenmesidir.

Bir kimsenin kurtulmasına vesile olabilecek üç şeyden birincisi gizli-açık her hâlükârda Allah mehâbet ve mehâfeti içinde bulunmak, ikincisi fakirlikte de zenginlikte de ifrat ve tefritlere düşmeyip istikamet içinde olmak, sonuncusu da gazap anında da hoşnutluk anında da adaletten ayrılmamaktır.

Kul namazı da terketti mi, işte o zaman küfürle arasında hiçbir perde kalmamış demektir.

Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.

Yaptığı bir iyilikten dolayı kalbi sürûrla dolan, bilmeyerek işlediği bir günah sebebiyle de gönlü burkulan kimse iyi bir mümin demektir.

Yüzü yerde olanı Allah yükselttikçe yükseltir, kibre girip çalım çakanı da yerin dibine batırır.

Allah (celle celâlühû) bir kişi hakkında hayır murad edince ona dinî meselelerde derin bir anlayış kabiliyeti ihsan eder.

Kul, şüpheli şeylere düşme endişesiyle bir kısım sakıncası olmayan hususları da terk etmedikçe gerçek takvaya ulaşamaz

Yaptıklarınızı Allah için yapma hususunda teyakkuz halinde olun ve bilin ki, Allah halis olmayan ameli kabul etmez.

Allah’ın rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.

Yüce Allah nezdinde amellerin en sevimlileri, vaktinde kılınan namaz, anne-babaya hep iyi davranma ve Hak yolunda cehd ü gayrettir.

Kendin için sevip arzu ettiğin şeylerin diğer insanlar için de gerçekleşmesini dile ki, kâmil manada müslüman olasın!.

Cenab-ı Allah’a, kabul edileceğine kesin olarak inanmış bir kalble dua edin!

Mü’min kardeşini seven, sevdiğini ona bildirsin!

Allah’ın hoşlanmadığı çirkin bir işe bulaştığında peşinden hemen bir iyilik yapıver.

Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah (celle celâlühû) da sizi sevsin.

abdestin zorlaştığı durumlarda, eksiksiz tastamam abdest almak, mescidle (ev arasında gelip) gidip çok yol yürümek ve bir namazdan sonra diğer bir namazı beklemeye koyulmak; işte (sınır boylarında nöbet tutma seviyesinde kendini Hakk’la) irtibatlandırma budur.

Duyduğu her şeyi konuşması kişiye günah olarak yeter.

Bir kulun yapacağı en faziletli dua, “Allah’ım, Sen’den dünyada ve ahirette afv u afiyet diliyorum.” diyerek Rabbine yalvarmasıdır

Sizden biriniz bir yolculuğa çıkacağı zaman mutlaka arkadaşlarıyla vedalaşsın (ve onların dualarını alsın). Çünkü Cenab-ı Allah onların dualarına bereket koymuştur.

Allahım! Yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlakımı da güzelleştir!

İyilik hesabına hiçbir şeyi küçük görme! Bu, bir kardeşini güleryüzle karşılama olsa bile...

Allah’ım! Her an Sen’i görüyormuşum gibi beni hep haşyet içinde tut!

Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.

İlim öğrenme yolunda olan kimseye, Cenab-ı Allah, Cennet’e giden yolları açar.

Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle ve bizi Ramazan ayına ulaştır!

Cemaatle beraber olun ve tefrikadan mutlaka kaçının. Unutmayın ki şeytan, tek başına hareket edenleri boş bırakmaz.

Kanaat bitip tükenme bilmeyen bir hazinedir.

Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet say: İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin,hastalıktan evvel sıhhatin, fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın,meşguliyetten evvel boş zamanın ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil, bunları güzel değerlendir!

İnsanın izzeti inancını hayatına yansıtmasında, kişiliği aklını hep hayra kanalize etmesinde, şeref ve asaleti de ahlakını güzelleştirmesindedir.

İçine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranan bir insan diliyle istiğfar etmese de affolunur.

Sırf ahiret mülahazasıyla yapılması gereken bir işte dünyevî beklentilere giren kimsenin ötede o amelle elde edebileceği hiçbir kazanç yoktur.

Unutulmasın ki- kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımındadır

Kim bir mümin kardeşinin dünyaya ait bir sıkıntısını giderirse, Cenab-ı Allah da onun ahirete ait bir sıkıntısını giderir.

Yine kim iman sahibi bir kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah ü Zü’l-Cemâl de onun ihtiyacını giderir. Kim de inanmış bir kardeşinin herhangi bir kusurunu gizlerse, Settar olan Yüce Allah da dünya ve ahirette onun ayıplarını örter.

Yalnız kaldığında kendisini Rabbine isyan etmekten alıkoyacak kadar takvası olmayan bir kimsenin yapacağı amellerin Allah nezdinde ne kıymeti olabilir ki?!.

Çok konuşanın çok kusuru, çok kusuru olanın da çok günahı olur. Günahları çok olanın da –tevbe ve istiğfarla onları temizlemediği takdirde– hakkı ateştir. Onun için kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hep hayır konuşsun ya da sussun!

Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin veya sussun! Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa komşusuna izzet ü ikramda bulunsun! Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa misafirine ikramda kusur etmesin!

Cennete müştak olan hayr ü hasenâta koşar. Cehenneme yuvarlanmaktan endişe eden şehevî arzulardan yüz çevirir. Ecel hakikatını vicdanında duyan geçici lezzetlerden uzak durur. İşin doğrusu, dünyaya karşı kalb kapılarını sürmeleyen kimseye de musibetler çok küçük, pek hafif gelir.

Hakikî mücahid, yegâne galip ve azametiyle başdöndüren Allah’a itaat hususunda sürekli nefsiyle yaka-paça olan insandır.

İnsanların çoğunun kıymetini bilemedikleri ve aldandıkları iki nimet vardır ki, bunlar, sıhhat ve boş vakittir.

İki göz vardır ki, Cehennem ateşi onlara dokun(a)maz: Birisi Cenâb-ı Allah’a duyduğu saygı ve haşyetten dolayı hep ağlayan Hak erinin, diğeri de Allah yolunda nöbet tutan yiğidin gözleridir.

Kendisi için bir hayır kapısı açılan kimse onu bir fırsat bilip değerlendirme konusunda acele etsin! Zira, o kapının ne zaman kapanacağı belli olmaz.

Cennetin en güzel yerini isteyen kimse cemaate sımsıkı sarılsın!

Dünyada iki dili olanın (bir öyle bir böyle konuşanın) ahirette de ateşten iki dili olur.

Kul namazı da terketti mi, işte o zaman küfürle arasında hiçbir perde kalmamış demektir.

Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.

Yaptığı bir iyilikten dolayı kalbi sürûrla dolan, bilmeyerek işlediği bir günah sebebiyle de gönlü burkulan kimse iyi bir mümin demektir.

Yüzü yerde olanı Allah yükselttikçe yükseltir, kibre girip çalım çakanı da yerin dibine batırır.

Allah (celle celâlühû) bir kişi hakkında hayır murad edince ona dinî meselelerde derin bir anlayış kabiliyeti ihsan eder.

Kul, şüpheli şeylere düşme endişesiyle bir kısım sakıncası olmayan hususları da terk etmedikçe gerçek takvaya ulaşamaz

Yaptıklarınızı Allah için yapma hususunda teyakkuz halinde olun ve bilin ki, Allah halis olmayan ameli kabul etmez.

Allah’ın rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.

Yüce Allah nezdinde amellerin en sevimlileri, vaktinde kılınan namaz, anne-babaya hep iyi davranma ve Hak yolunda cehd ü gayrettir.

Kendin için sevip arzu ettiğin şeylerin diğer insanlar için de gerçekleşmesini dile ki, kâmil manada müslüman olasın!.

Cenab-ı Allah’a, kabul edileceğine kesin olarak inanmış bir kalble dua edin!

Mü’min kardeşini seven, sevdiğini ona bildirsin!

Allah’ın hoşlanmadığı çirkin bir işe bulaştığında peşinden hemen bir iyilik yapıver.

Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah (celle celâlühû) da sizi sevsin.

Abdest bozana selam verilmez.

“İçine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranan bir insan diliyle istiğfar etmese de affolunur.”

Bilgi Paylaşım Sitesi 2011