Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

Cennetin en güzel yerini isteyen kimse cemaate sımsıkı sarılsın!

...Hadisler...

Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)

...İlginç Bilgiler...

Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

27 Mayıs 2017
Cumartesi
İyi Sabahlar

Toplam Konu Sayısı:17336
Editör Sayısı:2

Yukarı Mahalle John Steınbech


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

Yukarı Mahalle

John Steınbech

  Kitabı indirmek için tıklayın  


  Bütün Eserleri

   Yukarı Mahalle

   Türkçesi : Orhan Azizoğlu

   BİLGİ YAYINEVİ

   ÖNSÖZ

   Bu kitabı yazarken Paisona'ların böylesine meraklı,

kurnaz, fakir ve huysuz olduklarını bilmiyordum. Onları,

yaşadıkları hayatın güç şartlarıyla haşır neşir olmuş, dayanıklı,

cana yakın insanlar olarak tanırdım. Yazgıya böylesine boyun

eğme, bir erdem olsa gerektir.

 

  Anlatacağım hikayelerde bu insanların bu kerte kurnaz

ve akıllı olduklarını bilseydim, kesinlikle yazmaya kalkmazdım.

Küçükken bir okul arkadaşım vardı. Esmer, temiz kalpli, iyi bir

çocuktu; Piojo derdik. Ne babası, ne de anası vardı, taparcasına

sevdiği ablasının yanında oturuyordu.

 

  Kıpkırmızı yanakları olan bu kızı, hepimiz sever, sayardık.

Arasıra bize, domatesli, peynirli sandviçler yapardı. İşte

bu Piojo ile ablasının oturduğu evdeki mutfağın musluğu

bozulmuş, su akmaz olmuştu. Yemeğe koydukları ve içtikleri

suyu tuvaletteki musluktan alıyorlardı. Musluk dediğimiz de,

yerden bir iki parmak yüksek, ince bir boruydu. Hele su azaldı mı,

avuç avuç yerden toplamaktan başka çare yoktu. Piojo'nun ablası hiçbirimizi

tuvalete sokmazdı. Bir seferinde, biriktirdiği suyun içine bir avuç kurbağa

yavrusu atmıştık da kırmızı yanaklı kız bize ne kızmıştı!

 

  Bu olay belki size pek tuhaf gelir ama, ben öyle düşünmüyorum. Bu da bir

çeşit kurnazlık sayılır. Epeydir edep, terbiye çerçevesinde düşünüyorum da,

hala bu kırmızı yanaklı kıza orospu ve arasıra bize birkaç kuruş veren

Piojo'nun amcalarına da, onun müşterileri demek gelmiyor içimden.

 

  Bütün bunlar başlangıç değil, sonuç oluyor. Bu hikayeleri gerçek olduğu ve

beğendiğim için yazdım. Edebiyatçı geçinenlerin çoğu bu insanların sadece

kaba taraflarını görmüş, onların yoksulluğuyla alay etmiştir. Onları

unuttum, hatırlamıyorum bile. Fakat bir daha bu temiz kalpli, gözleri istek

ve doğruluk dolu, candan insanların böyle ilkel yanlarını göstermeye

çalışmayacağım. Eğer, başlarından geçen birkaç olayı anlatmakla kötülük

ettimse onlardan özür dilerim. Böyle bir şeyin bir daha tekrarlanmayacağından

emin olabilirler.

 

 

Dosya Arşivi>>Kitaplar
27.01.2012 07:44
797 Okunma



Bilgi Paylaşım Sitesi 2011