Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.

...Hadisler...

Nefesimizi tutarak kendimizi öldürme ihtimali yoktur...

...İlginç Bilgiler...

Korkunun kaynağı cehalettir.

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

23 Kasım 2017
Perşembe
İyi Geceler

Toplam Konu Sayısı:17336
Editör Sayısı:2

Empedokles Hölderlın


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

Empedokles

Hölderlın

  Kitabı indirmek için tıklayın  


EMPEDOKLES adlı yapıt Sn. İsmet Zeki Eyüboğlu'nun izniyle basılmıştır.

Yayına hazırlayan : Egemen Berköz

Dizgi : Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.

Baskı : Çağdaş Matbaacılık Yayıncılık Ltd. Şti.

Ekim 2000

HÖLDERLIN - EMPEDOKLES

Almancadan çeviren:

İsmet Zeki Eyüboğlu

  

HÖLDERLIN VE EMPEDOKLES ÜZERİNE

 Alman şiirinde özel bir yeri, özel bir önemi olan Friedrich Hölderlin (1770-1843) doğayla

kendini birleştiren, kendinden doğaya açılan, doğadan kendi iç-evreninin derinliklerine inip

oradan türlü türlü sesler getiren bir şiir anlayışının taşıyıcısıdır. Onun gözleri dış-evrene bakarken

bile kendi içini, kendi özünü görür. Şiirinde, boyuna kendini doğalaştıran, doğa olaylarında

kendinin yansıdığını sezinleyen, bu sezişlerini anlatmaya, şiirin diliyle açıklamaya yönelen bir

tutum, bir güç kavranır eğilim vardır.

Yaşayışının pek kısa bir dönemi içinde düzenli düşünebilen, yıllarının çoğunu çılgınlık içinde

geçiren Hölderlin'in şiirinde derin bir insan anlatımı, daha doğrusu kendini doğaya veriş, özünü

doğada buluş duygusu sezilir. 1806 yılında çıldıran ozanın bütün yazılarında doğayla birleşme,

doğanın içinde kendini bulma çabaları kolayca görülür.

Alman şiirine getirdiği yenilik de işte buradadır. Onun şiirlerinde, doğa konuşur, bir ozanın

dilinde kendini, kendi anlatımını bulur gibidir.

Onun bu derin doğa sevgisini, doğanın içinde yitişini, doğa olaylarıyla kendini ortaya koyuşunu

anlamak için An die Natur (Doğa'ya), Sonnenuntergang (Güneşin Batışı), Aus Menon's Klage

(Menon'un Yakınması), Die Nacht (Gece), Am Abend (Akşam), Haelfte des Lebens (Yaşamın

Yarısı) adlı şiirlerini okumak, onlar üzerinde düşünmek yeter de artar bile.

Derin bir acı, insanın içini kemiren, yüreğini oyan, boyuna kımıldatan, bir yerde durdurmayan

sürekli üzüntü Hölderlin'in şiirinde ilk göze çarpan özelliklerdir. O, daha çok acının, insan

varlığına gizlice sinmiş, nereden geldiği bilinmeyen üzüntünün dile getiricisidir. Acı ile sevgi,

sevinç ile derinden gelen, insanın birdenbire bütün varlığını kaplayan köklü tedirginlik şiirinin

ana kavramları arasında yer alır.

Durum böyle olmakla birlikte, Hölderlin gene de neden dolayı acı çektiğini, derin, yıkıcı bir

üzüntü duyduğunu açık kanıtlarla ortaya koymaz. İnişler, çıkışlar, üzüntüden sevince, sevinçten

üzüntüye dalışlar, bir şiirde beklenmedik çelişmeler çokluk şaşırtır insanı. Hölderlin bir acı

çeken, üzüntü duyan ozan olarak çıkar karşımıza. Bizim Fuzuli'yi andırır bir bakıma. Doğayı

binbir boyam içinde görürken bütün sevinç verici görünüşler gözünden silinir, doğayı insana acı

çektirdiği için seviyor sanırsınız. Doğada insanın ölmeyeceğine, yok olmayacağına inanmış bir

durum, bir içten sezişi vardır dersiniz. Çokluk aldatır insanı şiiri. Günlük bir doğa olayı içinde

birdenbire bir insan dikiliverir karşınıza. Onun gözünde bir ağacın yaprağında, bir akarsuyun

 

Dosya Arşivi>>Kitaplar
27.01.2012 07:39
1015 Okunma



Bilgi Paylaşım Sitesi 2011