Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

Helal peşinde koşmak cihaddır.

...Hadisler...

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.

...İlginç Bilgiler...

İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

31 Ekim 2014
Cuma
İyi Sabahlar

Toplam Konu Sayısı:17121
Editör Sayısı:2

Türkiyede Sönmüş Yanardağlar Ve Yerleri Haritası


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

 

 

Yanardağ nedir


Yanardağlar, yeraltındaki ergimiş kayaların, kaya parçalarının ve gazların yerkabuğundaki açıklıklardan püskürdüğü oluşumlardır. Art arda olan püskürmeler sonucunda maddelerin üst üste yığılmasıyla ortaya çıkan yükseltiler de aynı biçimde adlandırılır. Yüzeye çıkan ergimiş durumdaki maddeler zamanla katılaşarak volkanik kayaları oluşturur. Depremler gibi yanardağların da çoğu levha sınırlarına yakın yerlerde bulunur. Öte yandan, nasıl ki, levha sınırlarına uzak yerlerde de zaman zaman deprem olursa, bazı yanardağlar da levhaların iç bölümlerinde bulunur. Yayılma Sırtları: Okyanus dibinde. İki levhanın birbirinden uzaklaşmakta olduğu sınırda, okyanus ortası sırtları ya da yayılma sırtları adı verilen yanardağlardan oluşan sıra dağlar vardır. Levha birbirinden ayrıldıklarında atmosfer üzerindeki basınç azalır. Bunun sonucunda, levha sınırının altında bulunan katı durumdaki minareler tanecikleri ergiyerek magmaya dönüşür. Yükselmeye başlayan yeni magmanın çoğu levha kenarlarında katılaşıp kalır, yüzeye ulaşan bölümü ise okyanus tabanında yanardağlar oluşturur.

 


Yanardağların zararları


Yanardağ püskürmelerinin insanlara olduğu kadar çevreye de büyük zararları vardır. Yanardağların etkileri yakın çevreleri ile sınırlı da kalmaz. Püskürttükleri kül ve gazlar dünya iklimini de etkiler. Büyük yanardağ püskürmelerinin ardından dünyanın pek çok bölgesinde ısı düşmeleri tespit edilmiştir. Ayrıca püskürülen küller direk atmosfere karışarak hava kirliliğine yol açar. Püskürmelerin ardından gelen depremler yıkımlara neden olur. Yanardağ püskürmesi sonucunda çıkan lavlar yayıldığı çevreyi yaşanmaz ve tarım yapılamaz hale getirir.


ÜLKEMİZDEKİ SÖNMÜŞ BAŞLICA YANARDAĞLAR


Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Tendürek, Süphan, Nemrut, Erciyes, Karaca dağ, Hasan ve Karadağ
Büyük Ağrı Dağı


Ağrı Dağı Türkiye’nin en yüksek dağıdır. Zirvesi 4 mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, Türkiye’nin doğu ucunda, Ağrı ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Dağ, İran’ın 16 km batısında ve Ermenistan’ın 32 km güneyindedir. Dağın %35′lik bir kesimi Iğdır ilinde, kalan %65′lik kesimi ise Ağrı ili sınırları içerisindedir.


Ağrı dağı 5137 metrelik rakımıyla, Anadolu Yarımadası’nın en yüksek doruğudur. Dağın doruğu iki zirveden oluşur bunlar 5137 metrelik Atatürk zirvesi ile 5122 metrelik İnönü zirvesidir. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır ve Türkiye’nin en büyük buzuludur. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3898 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır.


Küçük Ağrı Dağı


Ağrı Dağının volkanik kütlesi temelde birdir, sonradan iki büyük koniye ayrılır. İşte bu konilerden doğudakine Küçük Ağrı dağı adı verilir.


Büyük Ağrı’ nın hemen yanı başında yükselen Küçük Ağrı Dağı, oluş ve yapı bakımından Büyük Ağrı’ ya benzer. Bu diğerinin tersine sivridir, tam bir konik çadır şeklindedir. Küçük Ağrı daha sivri, büsbütün susuz ve çıplaktır. Her iki volkan dağın doruk çevresinde dört yana doğru derin sarp yamaçlı ve dar vadiler uzanır.


2.500 metreye kadar ortak bir taban üzerinde yükselen iki koniyi, yani Büyük Ağrı ile Küçük Ağrı dağını 14 km. uzunluğundaki Serdarbulak geçidi (2.687 m.) ayırmaktadır. Bu iki dağın arası kısa ağaçlarla kaplıdır. Küçük Ağrı’ nın karı yaz ortamında tümüyle kalkar.
Küçük Ağrı’nın tam tepesinde kraterin ağzında göl halinde su birikirse de, bu çukurluğun suları yazın kurur. Yamaçlar diktir, fakat çoklukla kayalık değildir.


Tendürek Dağı


Ağrı Dağı’nın güneyinde bulunan Tendürek Dağı, Türkiye’nin tek aktif volkanik dağı konumundadır. 3584 metre yüksekliğe sahiptir. Dağın tepesinde bulunan ve yaklaşık 500 metre genişliğinde bir krater bulunmakta ve bu kraterden sıcak su buharı ile çeşitli gazlar çıkmaktadır


Ülkemizin aktif sayılacak tek volkanı ise Ağrı sınırları içinde bulunan Tendürek Volkanı’dır. Dağın doğusunda bulunan ve çapı yaklaşık 5 yüz metre olan kraterden sıcak su buharları ve hidrojen sülfür gazları çıkar. Bu gazlar kraterin kenarlarında, sarı renkli bir mineral olan kükürt oluşumunu sağlar. Volkandan püsküren sıcak su buharlarının ısısı yaklaşık 60 derece civarındadır


Tendürek, Doğu Beyazıt ile Çaldıran arasında bulunan Tendürek volkan konisinin en yüksek zirvesi 3533 m olup, 3000 m’ye yaklaşan dağın doğu krateri içerisinde 400-500 m çapında göl bulunmaktadır. Kraterin dışından ise su buharı çıkmaktadır. Ayrıca dağın güney yamaçında bir kaldera bulunmaktadır. Türkiye’nin en aktif volkanik dağı olarak bilinir ve bacasından duman tütmektedir. Dağdan çıkan tüfler, Kars-Erzurum platosunun oluşumunda rol oynamıştır.


Süphan Dağı


Cilo (4168 m) dağından sonra en yüksek ikinci dağımız olan Süphan dağı, Van gölünün kuzeyinde Adilcevaz – Erciş ve özellikle Patnos arasında yükselir, en yüksek zirvesi 4058 m’dir. Bu dağın zirve kesiminde 1 km çapında bir lav tıkacı ve genişçe bir de kalderası bulunmaktadır. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır. Son püskürmesini tarihi dönemde yapmıştır. Etrafında köyler bulunmaktadır. Bu köylerin bulunma sebebi volkanik bölgelerde tarımın gelişmiş olmasıdır. Sönmüş volkan olan Süphan dağı, Anadolu’nun üçüncü yüksek doruğudur. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır.


Süphan Dağı, Türkiye’nin 3. büyük dağı olmakla birlikte Heybetiyle eşine rastlanır yoktur. Rakımı 4.058′tür. Adeta çevresindeki Doğal Su Kaynakları ile su deposu niteliği taşımaktadır.


Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası’nın uzantısı olan Trakya’da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir.


Dağın zirvesinde bulunan krater göl maviliği ile okyanus Sularından daha büyüleyicidir. Bu koyu mavilik gölün çok derin olmasından kaynaklanmaktadır.


Süphan Dağı keşfi bekleyen gizli bir hazine gibidir. Dağın zirvesinde Temmuz ve Ağustos ayları içerisinde Güneşin Doğuşu ve Batışının tarifi anlatılır gibi değil. Gün Doğuşu ve Batışını Zirvede seyretmek için bir gece konaklamak yeterli olacaktır.


Nemrut Dağı


Türkiye bir yanardağ ülkesidir. Bunların en genci ise Bitlis’in Tatvan ilçesinin 1km kuzey batısındaki Nemrut yanar dağı. Bu dağ son olarak 1700 lu yıllarda lav püskürtmüştür. Yanardağın kraterinde iki göl vardır. Büyük olan soğuktur ve çok derindir (200-300m) .Ve balıkçılık yapılır. Küçük olan göl ise bir kaplıcadır ve her yerinden kaynar, sıcaklığı zaman zaman 60 dereceye kadar çıkar. Erciyes dağı


Erciyes Dağı
3.917 m. yüksekliği, bulutları delen zirvesi, tepesinden eksik olmayan karı ve insana ilahî duygular veren azametiyle, Kayseri’nin sembolüdür.


Sönmüş bir “küme volkan” olan dağdaki volkanik patlamaların 30 milyon yıl önce başladığı, Erciyes’ten çıkan küllerin rüzgârla kilometrelerce uzaklara taşınarak, Hasan Dağı ile birlikte, Kapadokya bölgesindeki peri bacalarını oluşturduğu düşünülmektedir. Yüksek kısımları her mevsim karla kaplı olan Erciyes’in kuzeyinde bir kilometre uzunluğunda dağ buzulu vardır. Ayrıca dağın doruğunda bulunan, Bizans rahiplerinin inzivaya çekildiği mağaralar, kötü hava şartlarında dağcılar için sığınak olmaktadır.


Türkiye’nin en yüksek dağlarından olan Erciyes, Kayseri İli ’nin güneybatısında tek kütle olarak yükselir. Erciyes’in doruğu genel görünümü ile bir kubbeyi andırır. Sel yatakları ile derin biçimde yarılmış, yer yer üst üste kubbelerden ve sırtlardan oluşmuş doruklarında, kabaca doğu-batı doğrultulu bir sağrı uzanmakta ve bu sağrı üzerinde iki tepe bulunmaktadır. Bunlardan biri olan 3917 m. yükseklikteki Büyük Erciyes, aynı zamanda dağın doruğunu oluşturur. İkinci tepeyse bunun batısında yer alan Safra kaya tepesi ya da Küçük Erciyes ’tir (2700 m.).


Erciyes, III. Zaman ortalarından başlayarak çeşitli dönemlerde etkinlik gösteren, lav ve tüf püskürten eski bir yanardağdır. Bu özelliği ile türlü yaştaki volkanlardan oluşmuş bir küme volkan olarak nitelendirilmektedir. Toros orojenez kuşağı ile İç Anadolu masifleri arasındaki alanda, püskürmelerle ortaya çıkan kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu dağların en önemlisi olan Erciyes, özellikle pontiyen, pliyosen ve pleistosendeki yanardağ püskürmeleri sonucu bir stratovolkan (tabakalı volkan) olarak yükselmiştir. Erciyes Dağı’nda bugünkü ana volkan konisi, bazaltlı lavlarla oluşan eski volkan temelinin, daha sonra kıvamlı andezit lavlarının püskürmesi sırasında iç basınç sonucu parçalanmasıyla açılan çukurda oluşmuştur. Ana doruğun doğusunda dağı bir yay biçiminde çeviren Koç Dağı’nın eski volkanın kalıntısı olduğu sanılmaktadır. Bu arada dağın püskürmeleri sırasında ortaya çıkan lav, tüf, dışık (cüruf) ve lapiller (yanardağ çakılı) yaklaşık 100 km. uzaklığa yayılmış ve bu volkanik malzemeler, Erciyes Dağı’nın çevresindeki tepe ve platoların buğünkü yapısını belirlemiştir

 

Türkiyedeki Sönmüş Volkanik Dağlar

Ağrı Dağı
5.137
Ulu Doruk (Reşko Doruğu) Cilo Dağları
4.135
Suppa Durek , Cilo Dağları
4.060
Süphan Dağı
4.058
Kaçkar Dağı
3.932
Erciyes Dağı
3.917
Karaeğri Sivrisi , Cilo Dağları
3.900
Küçük Ağrı Dağı
3.896
Maunsell Sivrisi , Cilo Dağları
3.850
Samdi Dağı , Sat Dağları
3.810
Mordağ , Hakkari Dağları
3.807
Orta Dürek , Cilo Dağları
3.770
Demirkazık Doruğu , Ala dağlar
3.756
Karakülah Doruhu , Cilo Dağları
3.750
Kaldı Doruğu , Ala dağlar
3.748
Kızılkaya Doruğu , Ala dağlar
3.725
Emler Doruğu , Ala dağlar
3.720
Verçenik Doruğu , Rize Dağları
3.711
Koca Sarp , Ala dağlar
3570
Beş Parmak , Ala dağlar
3520
Medetsiz , Bolkarlar
3514
Direk taş , Ala dağlar
3510
Güzeller , Ala dağlar
3041

Dersler>>Coğrafya
30.01.2013 23:34
1649 Okunma



Bilgi Paylaşım Sitesi 2011