Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

“Aklın gereği, Allah’a imandan sonra, O’nun için sevmek, sevilmek ve insanlarla dost geçinmektir.”

...Hadisler...

Sinekkuşları, saniyede tam 60 kez kanat çırparlar...

...İlginç Bilgiler...

elalemin bal kovanından bana ne;işte önümde ayran tasım

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

21 Eylül 2014
Pazar
İyi İkindiler

Toplam Konu Sayısı:17121
Editör Sayısı:2

Imam Buhari


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

 " İnsanlara geniş bir huy ile güzel muamele edip hoşca geçinmeye çalış. "

 

810 yılında Buhara’da dünyaya gelen İmâm-ı Buhârî’nin asıl adı Muhammed bin İsmail olup, göbek adı Ebû Abdullah’tır.
Babasını küçük yaşta yitiren Buhârî, ilk eğitimini Buhara’da yaptı. 10 yaşında hadis alimlerinden ders almaya başladı. 15 yaşında yetmiş bin hadisi ezberledi. 16 yaşında annesi ve kardeşiyle birlikte hacca gitti. Ailesi hacdan sonra Buhara’ya dönerken, o Mekke’de kaldı ve hadis toplama işine devam etti.

18 yaşına kadar sahabe ve tabiinin fetvalarını topladı. Tarîhü’l-Kebîr adlı eserini Peygamberimizin kabrinin başında yazdı. Mekke ve Medine’den başka Bağdat, Basra, Kûfe, Kahire, Nişabur, Belh, Merv, Askalan, Dımeşk, Hums, Rey gibi o dönemin ilim merkezlerini dolaşarak binden fazla hadis aliminden hadis ve diğer dini bilgileri öğrendi.

Hafızası çok güçlü olan İmâm-ı Buhârî, eğitimini tamamladıktan sonra Buhara’ya dönerek, ders vermeye başladı. 70 binden fazla öğrencinin onun eğitiminden geçtiği rivayet edilir. Öğrencilerinin arasında daha sonra İslam dünyasında ünleri pek yaygınlaşacak olan Tirmizî, Neseî, Ebû Zur’a gibi isimler de vardır.

Bildirildiğine göre, dönemin Buhara Valisi, İmâm-ı Buhârî’den çocuklarına özel hadis dersi vermesini istedi. Bu isteğe karşı çıktığı için vali ile Buhârî’nin arası açıldı. Olayı duyan Semerkantlılar kendisini davet ederek derslerini şehirlerinde vermesini istediler.
İmâm-ı Buhârî, yola çıktığında bir kısım Semrkantlının kendisini istemediğini öğrendi. O da Semerkant’a gitmeden Harkent köyüne döndü. Ramazan ayında meydana gelen bu olay Buhârî’nin canını sıktı. O gece kıldığı teheccüd namazından sonra, “Ya Rabbi, yeryüzü bu genişlikle bana dar oldu. Beni tarafına al” diye dua etti.
Bir ay kadar Harkent’te kalan Buhârî, 870 yılında Ramazan Bayramı gecesi vefat etti.
İmâm-ı Buhârî, Kabe’de yazdığı Sahîh-i Buhârî adlı meşhur kitabını şöyle anlatır: “Câmiu’s-Sahîh (Sahîh-i Buhârî) kitabını, 600 bin hadis-i şerif arasından seçtim. Her hadis-i şerifi kitaba koymadan önce gusledip, iki rekat namaz kılıp, istihare yaptım. Ondan sonra hadis-i şerifi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiçbir hadis-i şerifi yazmadım. 7275 hadis-i şerif olan bu kitabı 16 yılda tamamladım.”
İmâm-ı Buhârî’nin hadis râvileri ve onların hayatlarının yanı sıra, fıkıh ilmi ve sahabelerin hayatına ilişkin 16 ayrı kitabı daha bulunmaktadır.


İmam BUHÂRÎ

(194-256/810-869)

 

Hadis bilginlerinin en büyüklerinden.

Ebû Abdullah Muhammed b. Ismâil b. Ibrâhim b. el-Mugîre b. Berdizbeh el-Cûfî

el-Buhârî.

Mugire b. Berdizbeh, Buhara Valisi Yemân el-Cûfi'nin araciligiyla müslüman

olmustur. Bu nedenle Cûfi'ye nisbet edilmistir. Buhârî'nin babası ve dedesi

hakkında pek bilgimiz yoktur.

Muhammed el-Buhârî, 13 şevvâl 194 h./21 Temmuz 810 tarihinde Cuma günü Buhara'da

doğmuştur. Bundan dolayi da Buhârî nisbetiyle anilmasina sebep olmustur. Buhârî,

henüz bebek iken babasi vefat etmis, kardesi Ahmed'le birlikte yetim kalmistir.

Annesinin terbiyesi altinda büyümüs, küçük yasta Kur'an'i ezberlemis ve Arapça

ögrenmistir. Babasindan kalan servet onun hiç kimseye muhtaç olmadan ilim

ögrenmesinde yararli oldu. On bir yasinda hadis ögrenmeye basladi. Onalti

yasinda annesi ve kardesi Ahmed'le birlikte hacca gitti. Annesi ve kardesi

Buhârâ'ya dönerken, kendisi ilim ögrenmek istegiyle Mekke'de kaldi. (210

h./825).

Onsekiz yasinda "Kitâbu Kadâya's-Sahabe ve't-Tâbiin" ile "et-Târîhü'l-Kebîr"

adli eserlerini yazdi. ilim ögrenmek için sam'a, Misir'a, Basra'ya, Bagdat'a

gitti. Bu amaçla alti yil Hicâz'da kaldi. Buhârî, hadis ögrenmek ve nakletmekle

kalmadi. siirle de ilgilendi. Ancak fazla siir yazmadi. Savas sporlarina ilgi

duydu, ata bindi, ok atti.

Akranlari Buhârî'den övgüyle bahsederler. Onu övenler arasinda büyük muhaddis

imam Müslim'de vardir. Buna ragmen, Buhârî'nin üstünlügünü çekemeyenler fitne

çikarmaktan geri kalmadilar. Buhârî'nin "Kur'an mahluktur" düsüncesini

savundugunu yaydilar. Bu dedikodulardan rahatsiz olan Buhârî, memleketi

Buhâra'ya gitti. Burada da rahat edemedi. Buhârâ emiri ile arasi açildi. Buhara

Emiri Halid Ibn Ahmed, çocuklarina Câmiu's-Sahîh'i ve et-Tarih'i okutmasi için

Buharî'yi konagina çagirir fakat Buharî, bu teklifi kabul etmez. ilim

meclIslerinin herkese açik oldugunu,isteyenin gelerek yararlanabilecegini, ilmi

valinin konaginin duvarlari arasina hapsedemeyecegini bildirir. Bu olay üzerine

Ahmed Ibn Hâlid, onu Buhara'dan sürer. Buhârî, Buhara'dan ayrildiktan sonra

Semerkand'a gider. Hartenk köyünde bulunan akrabalarinin arasina yerlesir.

Semerkand'lilar, Buhârî'den yararlanmak isterler. Bir heyet gönderip Semerkand'a

gelmesi ricasinda bulunurlar. Buhârî, Semerkand'a gitmek için hazirlik yapmaya

baslar ancak bu arada hastalanir ve Ramazan Bayrami gecesi vefat eder (30

Ramazan 256 h./31 Agustos 869). Cenazesi, bayram günü ögleden sonra kilinarak

Hartenk'e defnedilir.

Imam Buhârî keskin bir zekâ ve ezberleme yetenegine sahipti. Herhangi bir seyi

ezberlemesi için ona bir defa bakmasi veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi.

Bagdatlilarin ve Semerkandlilar'in O'nun zekâ seviyesini denemek için sorduklari

sorular bunu göstermesi bakimindan önemlidir. Gezileri sirasinda dinlediklerini

yazmamasi ve kendisine takilanlara, dinledigi bütün hadIsleri ezberden okumasi

da dikkat çekicidir. O ayni zamanda çok hadis ezberlemekle de söhret bulmustu.

Ince yapiti uzun boylu idi. ihtiyarliginda çok halim selim görünüslü olmustu.

Sert yaratilIsli degildi. Yumusak huyluydu. ilim konusunda çok dikkatli idi.

Dayanaksiz konusmak istemezdi. Baskalari hakkinda gayet yumusak bir dil

kullanirdi. Derdi ki, "Hiçbir kimseyi giybet etmemis olarak Allah (c.c)'a

kavusmayi arzu ediyorum." Rical bilgisi herkesten çok olmasina ragmen cerh

ettigi (zayifligini ortaya koydugu) raviler hakkinda bile asagilayici tabirler

kullanmazdi. Yalanciligi bilinen birisi için "fîhi nazar (bunda ihtilaf

vardir)", "seketû anhu (sikaligi konusunda âlimler sustular)" derdi. O'nun bir

adam hakkinda en agir sözü "münkerü'l-hadis (hadisi alinmaz)" terimidir.

Kütübü sitte müelliflerinden en-Nesâî, Buhârî'yi bizzat görüstügü seyhler

arasinda saydiktan sonra söyle demistir: "O, sika, inanilir, akilli bir

muhaddistir. Islâm tarihinde ilk defa sahih kitap yazan odur." Bazi âlimler onun

için söyle derler: "Buhârî, Allah (c.c)'nun yeryüzünde yürüyen ayetlerindendir."

Necm b. el-Fazl diyor ki: "Rüyamda Rasûlullah (s.a.s.) efendimizi gördüm. Bir

köyden çikmis gidiyordu ve arkasindan imam-i Buhârî de onu takip etmekteydi. O

bir adim atinca Buhârî de bir adim atiyor ve ayagini Rasûlullah (s.a.s.)'in

ayagini bastigi yere basiyordu. Kitabini da her bakimdan ona nisbet ediyordu."

Buhârî ilmiyle amel eden bir insandi. Islâmî sinirlara uymada asiri derecede

titizdi. Helâl ve haram konusunda duyarli idi. Hadis ilmine hizmet, bu yolla

Allah (c.c.)'in rizasini, Rasûlullah (s.a.s.)'in sefaatini kazanmaktan öte bir

amaç tasimiyordu. Babasindan kalan mirasi bile bu yolda harcamisti.

Cömertligiyle söhret bulmustu, yardim ettiklerine Allah rizasi için elini

uzatiyordu. Çok Kur'an okur, çok nafile namaz kilardi. Rivayete göre her üç

günde bir Kur'an'i Kerîm'i hatmederdi. Gecenin bir kismini uykuyla geçirirdi.

Sürekli geceleri uykusundan kalkip, kandilini yakar, hadis tahric ederdi. Yahut

yazdiklarina isaretler koyar, üzerinde düsünürdü. Seherden önce uyanir, gece

namazi kilar; sonra Kur'an'in üçte birini okurdu. Ramazanda ise terâvihten sonra

Kur'an'in üçte birini okumaya devam ederdi.

Buhârî'nin kendi ifadesine göre hadis aldigi hocalarinin sayisi binden fazladir.

Hadis yazdigi seyhlerine ait senetleri de bildigini, senedi zayif rivayetlere

itibar etmedigini belirtir. Hocalarinin baslicalari sunlardir:

Ahmed b. Hanbel

Ali b. el-Medinî

Yahya b. Maîn

Ismail b. idris el-Medînî

Ishak b. Rahuyeh.

Bunlarin disinda su isimleri de görüyoruz;

Mekkî b. ibrahim el-Belhî

Muhammed b. Selam el-Bikendi

Ibrahim b. el-Es'as

Ali b. el-Hasan b. Sekîk

Yahya b. Yahya

Ibrahim b. Musa el-Hafiz

Süreyc b. en-Numan

Ebu Asim en-Nebil es-Seybânî

Muhammed b. Abdullah el-Ensârî

Abdullah b. Zübeyr el-Hamidî

El Mekrî, Abdülaziz el-Üveysî.

Ögrencileri arasinda da en meşhurları şunlardır;

Ebu isa et-Tirmîzî

Muhammed b. Nasru'l Mervezî

Ibni Ebi Dâvud

Müslim b. Haccac ve en-Nesâi.

Câmiu's-Sahîh; Islâm'in ilk dönemlerinde hadislerin Kur'an'la karismasi söz

konusu oldugundan hadIslerin yazilmasi yasakti. Sonralari Kur'an-i Kerîm, kitap

haline getirilip, çogaltildi oria bir seyin karismasi engellendi. Sahabe nesli

bütünüyle vefat etmis, Islâm ülkeleri genIslemis, degisik düsünceler ortaya

çikmisti. Bu tür nedenlerle hadIslerin toplanmasinin yararli olacagina inanildi

ve hadIslerin tedvinine baslandi.

HadIslerin toplanmasina Tabiun döneminde baslanmistir. imam Mâlik* (179 h./195)

Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hadIslerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek

Muvatta'yi tasnif etmistir. imam Mâlik'ten sonra da hadis konusunda çalismalar

yapildi. Buhârî'nin Câmiu's-Sahîhi meydana getirmesi iki sebebe dayanmaktadir.

Bunlarin birincisi, hocasinin kendisinden böyle bir istekte bulunmasi, ikincisi

de kendisinin görmüs oldugu bir rüyadir.

Buhârî, sahih adiyla anilan ve içerisine sadece kendince sahih oldugu sabit olan

hadIsleri koydugu kitabini yazmakla hükümlerin kaynaklarini bulmada önemli bir

hizmeti yerine getirmistir. imam Buhârî ayrica bu eserle kendisinden önce

yasamis mezhep imamlarinin dayandigi temellerin saglam oldugunu, hiç birinin

kisisel görüsle fetva vermedigini ortaya koydu. Ondan sonra gelen muhaddIsler,

hadis çalismalarinin sinirlarini az çok belirlemis oldular. ilim adamlari

Buhârî'nin eserine büyük önem verdiler. Özellikle sahih hadis konusunda onun

eserinin ortaya koydugu gerçekleri ve sartlari kabul ettiler, örnek aldilar. O,

hadiste odak ve hareket noktasi olarak degerlendirildi.

Buhârî, bu eseri meydana getirirken çok titiz davrandi. Eserine aldigi

hadIsleri, alti yüz bin hadisin içinden seçti. Sahih hadIslerin disinda kalan

diger hadIsleri eserine almadi. Eserin kabarmasini önlemek için sahih hadIslerin

bile bir kismini almamistir. Câmiu's-Sahih'te yer alan hadIslerin sayisi

yedibinikiyüzyetmisbestir. Bazi hadIsler degisik kitaplarda geçmektedir.

Mükerrerler çikarildiktan sonra geriye kalan hadis sayisi dört bin'dir.

Câmiu's-Sahih'te hadIsler konularina göre kitaplara, her kitap da kendi arasinda

bâblara ayrilmistir. Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadIslere yer verilmis,

râvilerin güvenilir olmasi hususunda titiz davranilmistir. Râviler birbirine

baglanarak ilk kaynaga kadar götürülmüstür. HadIsleri bazi titiz ölçülere

vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanlari reddetme çigirini açan Buhârî

olmustur. O'ndan sonra gelen âlimler bu yoldan giderek sahih hadIsleri zayif ve

uydurma olanlarindan ayirmaya devam etmIslerdir. Sahih hadis kitabi yazanlar çok

olmakla beraber Buhârî kadar titizligi ileri götüren olmamistir. Hadis kabulünde

kendine has çok dar bir yolda tek olmasi onun Islâm ümmeti arasinda müstesnâ bir

söhret ve güven kazanmasina sebep olmustur.

Sahih'in nerede telif edildigi hususunda degisik görüsler vardir. Buhârî, hadis

almak için gittigi her yerde eserini telife çalismistir. Hayati seyahatlerle ve

ilim yolunda geçen bir insanin onalti yillik çalismasinin mahsulü olan bu eserin

telifini bir yere baglamak mümkün degildir.

Câmiu's-Sahih'te yer alan kitap (bölüm) sayisi doksanyedi, bâblarin sayisi

üçbindört yüzelli kadardir. Üç râvili hadIslerin sayisi da yirmi ikidir. Degisik

senetle gelen hadIsler Sahih'te yer almaktadir. Ancak ayni senet ve ayni metinle

birden fazla yerde zikredilen hadIslerin sayisi yirmi üç kadardir. Kur'an'dan

sonra ana kaynak olan Buhârî'nin Sahih'i ile Müslim'in eserine Sahih adi

verilmektedir. ikisine birden "Sahihayn " denilir. Diger dört hadis kitabina da

"Sünen ", alti hadis kitabinin tümüne birden "Kütübü Sitte" denilmektedir.

Buhârî'nin bu eserine ait bir çok serh yazilmis ve üzerinde çalismalar

yapilmistir. En meshur serhleri, Aynî'nin Umdetu'l-Kari, Askalani'nin

Fethu'l-Barî ve Kirmâni'nin Kevâkibü'd-Derârî, adli eserleridir.

Câmiu's-Sahih disinda, su eserleri vardir:

Tarihu'l Kebir: Hadis ricaline ait önemli bir eserdir. Sahasinda ilk

yazilanlardandir. Buhârî bunu henüz onsekiz yasinda iken Rasûlullah

(s.a.s.)'in kabri basinda mehtapli gecelerde yazmistir. Haydarabad'ta

1941-1954 tarihlerinde dört cilt,1959-1963 tarihlerinde üç cilt halinde

basilmistir.

Târihu'l-Evsât: Tarihu'l Kebir'in kisaltilmisidir. Bazi yazma nüshalari

mevcuttur. Ibni Hacer Tehzibû't-Tehzib isimli eserinde bundan nakiller

yapmistir.

Tarihu's-Sagîr: Tarihu'l Kebir'in bir özetidir. 1325 yilinda Zuafâü's-Sagîr

ile birlikte Hindistan'da basilmistir. Kitâbu Zuafâü's-Sagîr: Zayif ravilerin

hallerinden bahseder. Hindistan'da 1323 ve 1326 tarihlerinde basilmistir.

Et-Tarihu fi Ma'rifeti Ruvati'l-Hadîs ve Nükâti'l Âsâr ve's Sünen ve Temyizü

Sikatihim min Züafâihim ve Târihu Vefâtihim: Küçük bir risâledir.

Eet-Tevârîhu'l Ensâb: Bazi sahIslarin özel hallerinden bahseder.

Kitâbu'l Künâ: Râvîlerin künyelerinden bahseden bir eserdir. Haydarabad'ta

1360 yilinda basilmistir.

Edebü'l-Müfred: Ahlâk hadIslerini toplayan bir eserdir. istanbul'da 1306,

Kahire'de 1346, Hindistan'da 1304 yillarinda basilmistir.

Refu'l-Yedeyn fi's-Salati: Namazda el kaldirmakla ilgili bir risâledir.

Kalküta'da 1257, Delhi'de 1299 yillarinda yayinlanmistir.

Kitâbu'l-Kiraati Halfe'l-imam: Namazda imamin arkasinda okuma hakkinda

yazilmis bir risâledir.

Hayrü'l Kelâm fi Kiraati Halfi'l Imam adiyla Orduca çevirisi ile beraber

1299'da Delhi'de, ayrica 1320'de Kahire'de basilmistir.

Halku'l-Ef'ali'l-ibâd ve'r-Redd Ale'l Cehmiyye: Cehmiyye mezhebinin

görüslerini reddeden bir kitaptir. 1306'da Delhi'de basilmistir.

El-Akîde yahut et-Tevhîd: Akaid konusunda yazilmis bir eserdir.

Abarü's Sifat: HadIsle ilgili bir eserdir ve bazi kütüphanelerde yazma

nüshalari mevcuttur.

. Bunlardan baska kimi kaynaklarda Buhârî'ye ait oldugu zikredilen su kitaplarin

ismini de görmek mümkün:

Birri'l Valideyn

El-Camiu'l Kebir

Et-Tefsirü'l Kebir

Kitabü'l Hibe

Kitabü'l Esribe

Kitabu'l Mebsut

Kitabü'l ilel

Kitabü'l-Fevâid

Esamü's Sahâbe

Kitabu'd-Duâfa

El-Müsnedü'l-Kebir

Sülâsiyyât.

 

 

Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi

Bilgi Bankasi>>Kim Kimdir
20.10.2011 14:01
413 Okunma



Bilgi Paylaşım Sitesi 2011