Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

Akıllı kimse, sürekli kendi nefsini sorgulayan ve durmadan ölüm ötesi hayat için çabalayandır. Nefsini hevâsının peşinde koşturan ve buna rağmen Allah Teâlâ’dan beklentileri olan kimseye gelince o zavallının tekidir.

...Hadisler...

Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi

...İlginç Bilgiler...

Başkalarını ezerken, seni ezebilecek bir gücün bulunduğunu asla unutma

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

23 Ekim 2014
Perşembe
İyi Sabahlar

Toplam Konu Sayısı:17121
Editör Sayısı:2

E Harfi Ile Başlayan Bayan Isimleri


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

EBER: (AR) Hayırlı, şerefli, faziletli.

EBRU: (FAR) Kaş. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hat sanatında kullanılır.

EBYAR: (AR) Pek ak, pek beyaz.

ECE: (TR) Baş reis. Kraliçe. Ana. Yaşlı kadın.

ECEGÜL: (TR) (bkz. Ece).

ECEHAN: (TR) (bkz. Ece).

ECEM: (TR) Kraliçem, benim sultanım

ECHER: (AR) Son derece güzel kadın.

ECMEL: (AR) En güzel, en yakışıklı.

ECRİN: (AR) Allah'ın hediyesi.

EDA: (AR) Naz, cilve. Kurum, caka. Alınan şeyi geri ödeme. Bir vazifeyi yerine getirmek.

EDAGÜL: (TR) (bkz. Eda).

EDİBE: (AR) Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. Edebiyatla uğraşan kimse.

EDVİYE: (AR) Devalar, ilaçlar, çareler.

EFDAL: (AR) Çok faziletli, yüksek derecede. Tercihe şayan.

EFHEM: (AR) Çabuk anlayan. Zihni açık olan. Daha ulu, çok büyük şeref sahibi.

EFİDE: (AR) Yürekler, kalpler, gönüller.

EFİL: (TR) Rüzgar, dalgalanma.

EFRAZ: (FAR) Kaldıran, yükselten.

EFRUG: (FAR) Parıltı, ışık. Nur.

EFRUZ: (FAR) Şule, parıltı. Aydınlatan, parlatan. Tutuşturan, yakan. Gösterişli güzel.

EFSANE: (FAR) Asılsız hikaye. Masal, boş söz, saçma sapan lakırdı. Dillere düşmüş, maşhur olmuş hadise.

EFSER: (FAR) Taç. Subay.

EFSUN: (FAR) Efsun, büyü, sihir, gözbağcılık, (bkz. Füsun).

EFŞAN: (FAR) Eklendiği kelimelere "saçan, dağıtan" manası verir. Gülefşan: Gül saçan. Nurefşan: Nur saçan gibi.

EFTALYA: Bir dönemin ünlü gayrimüslim ses sanatçısı Denizkızı Eftalya'dan

EFZA: (FAR) Artmak, çoğalmak.

EGE: (TR) Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. Yaşça büyük, ulu. Sahip.

EGENUR: (TR) (bkz. Ege).

EKİM: (TR) Toprağa ürün ekme işi. Yılın onuncu ayı.

EKİN: (TR) Ekilmiş tahılın sürmüşü, tarlada bitmiş tahıl. Kültür.

ELA: (AR) Sarıya çalan kestane rengi, göz rengi.

ELANUR: (AR) (bkz. Ela).

ELÇİN: (TR) Deste / Demet / Bir kerede ele alınabilecek kadar az olan nesne

ELFİDA: (AR) Feda etme, gözden çıkarma, verme.

ELHAN: (AR) Nağmeler, ezgiler.

ELİF: (AR) Arap alfabesinin ilk harfi. Ebced hesabında değeri birdir. Müzikte "la" notasını ifade için kullanılırdı. Ülfet eden, dost, tanıdık. Alışmış, alışkın, alışık.

ELİFE: (AR) (bkz. Elif).

ELMAS: (YUN) Bilinen kıymetli taş. Pek sevgili ve kıymetli. Billurlaşmış saf ve şeffaf karbon. Ucunda sivri bir elmas parçası bulunan ve cam kesmekte kullanılan alet.

ELVAN: (AR) (Levn'ler) Renkler, çok renkli, polikrom. Çeşitli güzel kokuları tanımlamak için de kullanılır.

ELVİDA: (AR) Allah'a ısmarladık. Allah'a emanet olun yollu ayrılık hitabı, ( el-Veda).

EMEL: (AR) Ümit. Şiddetli arzu, hırs, tamah. Uzun zamanda gerçekleşebilecek arzu. İnsan ömrünün yetmeyeceği hülyalar, kuruntular.

EMİNE: (AR) Gönlü emin, kalbinde korku olmayan. (Arapça'daki Amine kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir. )

EMİRE: (AR) Bir kavmin, bir şehrin başı. Büyük bir hanedana mensup kimse.

EMRİYE: (AR) Emirle ilgili.

ENFES: (AR) Çok güzel, en güzel.

ENHAR: (AR) Irmaklar, çaylar. Cennetlerin altlarından akan ırmaklar.

ENİSE: (AR) Dost arkadaş. Yar, sevgili.

ERÇİN: (FAR) Merdiven, basamak.

ERDA: (AR) Beyaz karınca.

ERDEMAY: (TR) Faziletli ay.

ERDİBİKE: (TR) Olgunluğa erişmiş, deneyimli kadın.

ERENGÜL: (TR) Eren ve gül isimlerinden birleşik.

ERGE: (TR) Şımarık, nazlı.

ERİBE: (AR) Akıllı, zeki kimse.

ERİKE: (AR) Taht.

ERMA: (AR) Çok güzel ve cilveli olan.

ERVİN: (FAR) Tecrübe, sınama, deneme. Şeref ve itibar.

ESENGÜL: (TR) Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

ESER: (AR) Nişan, alamet, iz. Etki, tesir. Yok olmuş bir nesneden kalma parça. Bir kişinin ortaya koyduğu mahsul, telif. Hadis, hadis ilmi. İmal, icat.

ESİN: (TR) Rüzgar, sabah rüzgarı. İlham, çağrışım.

EŞLEM: (AR) En selamatli, en emin, en doğru yol. Kendisini bütünüyle Allah'ın dinine adamış.

ESMA: (AR) Adlar. Kulaklar, işitme.

ESMAHAN: (bkz. Esma).

ESMAN: (AR) Bedeller, kıymetler, değerler.

ESME: (TR) Esmek fiili.

ESMER: (AR) Siyah, kara.

ESMERAY: (AR-TR) Siyah ay, buğday renkli, karayağız.

ESRA: (AR) Daha hızlı, daha çabuk, en çabuk.

ESVED: (AR) Siyah, kara.

EVİN: (TR) Tohum, tane, öz cevher.

EVLA: (AR) Daha uygun, daha layık, daha iyi üstün. Hayırlı amel.

EVNUR: (TR) (bkz. Evdegül)

EVRA: (FAR) Hisar.

EVŞEN; (TR) Hafif / Şen olan ev gibi de tanımlanabilir

EYLÜL: (AR) Sonbahar'ın ilk ayı.

EYŞAN: (TR) Şanlı güzel, güzelliği ile ünlü

EZAMET: (AR) (bkz. Azamet). Büyüklük, ululuk. Çalım, kıvrım.

EZFER: (AR) Güzel kokulu.

EZGİ: (TR) Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran nota dizimi. Makamla söylenen manzum söz. Beste.

EZRA: (AR) Pek fasih, sözü düzgün adam. Beyaz kulaklı siyah at.

EZRAK: (AR) Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su.

 

Bilgi Bankasi>>İsimler Sözlüğü
05.01.2012 15:08
434 Okunma



Bilgi Paylaşım Sitesi 2011