Anasayfa
AnasayfaİletişimHakkımızda

Abdest bozana selam verilmez.

...Hadisler...

Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca eklediğinizde 19.200 km eder...

...İlginç Bilgiler...

Kalbin tiktakları, doğumla başlamış ölüm bestesinin mırıltılarıdır.

...Güzel Sözler...

Site İçi Arama

İstatistik

Merhaba,  

31 Ekim 2014
Cuma
İyi Öğleler

Toplam Konu Sayısı:17121
Editör Sayısı:2

E Harfi Ile Başlayan Bayan Isimleri


Bir yada iki kelime olarak arama yapın.

EBER: (AR) Hayırlı, şerefli, faziletli.

EBRU: (FAR) Kaş. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hat sanatında kullanılır.

EBYAR: (AR) Pek ak, pek beyaz.

ECE: (TR) Baş reis. Kraliçe. Ana. Yaşlı kadın.

ECEGÜL: (TR) (bkz. Ece).

ECEHAN: (TR) (bkz. Ece).

ECEM: (TR) Kraliçem, benim sultanım

ECHER: (AR) Son derece güzel kadın.

ECMEL: (AR) En güzel, en yakışıklı.

ECRİN: (AR) Allah'ın hediyesi.

EDA: (AR) Naz, cilve. Kurum, caka. Alınan şeyi geri ödeme. Bir vazifeyi yerine getirmek.

EDAGÜL: (TR) (bkz. Eda).

EDİBE: (AR) Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. Edebiyatla uğraşan kimse.

EDVİYE: (AR) Devalar, ilaçlar, çareler.

EFDAL: (AR) Çok faziletli, yüksek derecede. Tercihe şayan.

EFHEM: (AR) Çabuk anlayan. Zihni açık olan. Daha ulu, çok büyük şeref sahibi.

EFİDE: (AR) Yürekler, kalpler, gönüller.

EFİL: (TR) Rüzgar, dalgalanma.

EFRAZ: (FAR) Kaldıran, yükselten.

EFRUG: (FAR) Parıltı, ışık. Nur.

EFRUZ: (FAR) Şule, parıltı. Aydınlatan, parlatan. Tutuşturan, yakan. Gösterişli güzel.

EFSANE: (FAR) Asılsız hikaye. Masal, boş söz, saçma sapan lakırdı. Dillere düşmüş, maşhur olmuş hadise.

EFSER: (FAR) Taç. Subay.

EFSUN: (FAR) Efsun, büyü, sihir, gözbağcılık, (bkz. Füsun).

EFŞAN: (FAR) Eklendiği kelimelere "saçan, dağıtan" manası verir. Gülefşan: Gül saçan. Nurefşan: Nur saçan gibi.

EFTALYA: Bir dönemin ünlü gayrimüslim ses sanatçısı Denizkızı Eftalya'dan

EFZA: (FAR) Artmak, çoğalmak.

EGE: (TR) Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. Yaşça büyük, ulu. Sahip.

EGENUR: (TR) (bkz. Ege).

EKİM: (TR) Toprağa ürün ekme işi. Yılın onuncu ayı.

EKİN: (TR) Ekilmiş tahılın sürmüşü, tarlada bitmiş tahıl. Kültür.

ELA: (AR) Sarıya çalan kestane rengi, göz rengi.

ELANUR: (AR) (bkz. Ela).

ELÇİN: (TR) Deste / Demet / Bir kerede ele alınabilecek kadar az olan nesne

ELFİDA: (AR) Feda etme, gözden çıkarma, verme.

ELHAN: (AR) Nağmeler, ezgiler.

ELİF: (AR) Arap alfabesinin ilk harfi. Ebced hesabında değeri birdir. Müzikte "la" notasını ifade için kullanılırdı. Ülfet eden, dost, tanıdık. Alışmış, alışkın, alışık.

ELİFE: (AR) (bkz. Elif).

ELMAS: (YUN) Bilinen kıymetli taş. Pek sevgili ve kıymetli. Billurlaşmış saf ve şeffaf karbon. Ucunda sivri bir elmas parçası bulunan ve cam kesmekte kullanılan alet.

ELVAN: (AR) (Levn'ler) Renkler, çok renkli, polikrom. Çeşitli güzel kokuları tanımlamak için de kullanılır.

ELVİDA: (AR) Allah'a ısmarladık. Allah'a emanet olun yollu ayrılık hitabı, ( el-Veda).

EMEL: (AR) Ümit. Şiddetli arzu, hırs, tamah. Uzun zamanda gerçekleşebilecek arzu. İnsan ömrünün yetmeyeceği hülyalar, kuruntular.

EMİNE: (AR) Gönlü emin, kalbinde korku olmayan. (Arapça'daki Amine kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir. )

EMİRE: (AR) Bir kavmin, bir şehrin başı. Büyük bir hanedana mensup kimse.

EMRİYE: (AR) Emirle ilgili.

ENFES: (AR) Çok güzel, en güzel.

ENHAR: (AR) Irmaklar, çaylar. Cennetlerin altlarından akan ırmaklar.

ENİSE: (AR) Dost arkadaş. Yar, sevgili.

ERÇİN: (FAR) Merdiven, basamak.

ERDA: (AR) Beyaz karınca.

ERDEMAY: (TR) Faziletli ay.

ERDİBİKE: (TR) Olgunluğa erişmiş, deneyimli kadın.

ERENGÜL: (TR) Eren ve gül isimlerinden birleşik.

ERGE: (TR) Şımarık, nazlı.

ERİBE: (AR) Akıllı, zeki kimse.

ERİKE: (AR) Taht.

ERMA: (AR) Çok güzel ve cilveli olan.

ERVİN: (FAR) Tecrübe, sınama, deneme. Şeref ve itibar.

ESENGÜL: (TR) Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

ESER: (AR) Nişan, alamet, iz. Etki, tesir. Yok olmuş bir nesneden kalma parça. Bir kişinin ortaya koyduğu mahsul, telif. Hadis, hadis ilmi. İmal, icat.

ESİN: (TR) Rüzgar, sabah rüzgarı. İlham, çağrışım.

EŞLEM: (AR) En selamatli, en emin, en doğru yol. Kendisini bütünüyle Allah'ın dinine adamış.

ESMA: (AR) Adlar. Kulaklar, işitme.

ESMAHAN: (bkz. Esma).

ESMAN: (AR) Bedeller, kıymetler, değerler.

ESME: (TR) Esmek fiili.

ESMER: (AR) Siyah, kara.

ESMERAY: (AR-TR) Siyah ay, buğday renkli, karayağız.

ESRA: (AR) Daha hızlı, daha çabuk, en çabuk.

ESVED: (AR) Siyah, kara.

EVİN: (TR) Tohum, tane, öz cevher.

EVLA: (AR) Daha uygun, daha layık, daha iyi üstün. Hayırlı amel.

EVNUR: (TR) (bkz. Evdegül)

EVRA: (FAR) Hisar.

EVŞEN; (TR) Hafif / Şen olan ev gibi de tanımlanabilir

EYLÜL: (AR) Sonbahar'ın ilk ayı.

EYŞAN: (TR) Şanlı güzel, güzelliği ile ünlü

EZAMET: (AR) (bkz. Azamet). Büyüklük, ululuk. Çalım, kıvrım.

EZFER: (AR) Güzel kokulu.

EZGİ: (TR) Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran nota dizimi. Makamla söylenen manzum söz. Beste.

EZRA: (AR) Pek fasih, sözü düzgün adam. Beyaz kulaklı siyah at.

EZRAK: (AR) Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su.

 

Bilgi Bankasi>>İsimler Sözlüğü
05.01.2012 15:08
443 Okunma



Bilgi Paylaşım Sitesi 2011